1. SHANTARAM

shantaram
Shantaram - G. David Roberts

‘Bana yalan söylemiş, ihanet etmiş, güven duygumda derin yaralar açmışlardı. Onlara artık hayranlık ve saygı duymuyordum fakat yine de onları seviyordum. Hiç şansım yoktu. Vahşi doğada karın içinde dururken bunu bal gibi biliyordum. Sevgiyi öldüremezsiniz! Onu nefretle bile öldüremezsiniz. Belki sevgi halini, aşkı öldürebilirsiniz. Onları öldürür veya ağır bir pişmanlık içinde derine gömebilirsiniz ama sevgiyi öldüremezsiniz. Sevgi, sizinki dışında bir gerçekliği tutkuyla aramaktır ve bir kere bunu içtenlikle dolu dolu yaşadınız mı sevgi sonsuza dek sürer. Sevgiye dair her hareket, kalbin her bir yanı evrensel iyiliğin bir parçasıdır. Bu tanrının ya da tanrı diye adlandırdığımız şeyin bir parçasıdır ve hiçbir zaman ölmez.’

İşte Shantaram’la böyle tanıştım, çok sevdiğim bir dizide çok sevdiğim bir karakterin okuduğu bu paragrafla içimde bir şeyler kopmuştu ve inanılmaz bir merak duygusuyla bu paragraf nasıl yazıldı kim yazdı derken Shantaram’da okunan bir pasaj olduğunu öğrenmiştim. Hızlıca kitabı temin ettim ve 842 sayfalık bir maceraya adım atmış oldum. 842 sayfa sizi korkutmamalı çünkü okurken bunun farkına bile varmıyorsunuz.

Shantaram: Altını çizerek okuduğum ilk kitaptı!

Shantaram sözlük anlamıyla ‘tanrının huzur bahşettiği’ anlamına gelmekte, ve kitapta da adım adım bu huzuru arayan bir adamın hikayesine tanıklık ediyoruz. Öyle bir kitap ki duyulara değil kalbinize ve ruha hitap ediyor. Baş kahramanımızın Lin’in eşliğinde adım adım Bombay sokaklarında kayboluyor mükemmel tasvirler sayesinde adeta Hindistan’da yaşıyor gibi hissediyorsunuz bu uzun macera boyunca.

Kahramanımız Lin, “eroin yüzünden ideallerini kaybetmiş bir devrimci, işlediği suçlar yüzünden güvenilirliğini kaybetmiş bir filozof ve yüksek güvenlikli bir hapishanede ruhunu kaybetmiş bir şair” olarak tanımlıyor kendini

Doğru bilinen amaçlar uğruna yapılan yanlışlar, söylenen yalanlarla ahlaki bir ikilemde buluyoruz kendimizi.

Kısaca konusundan bahsedecek olursak farklı bir kültürden gelen kaçak bir adamın aşkı,arkadaşlığı,hayatı ve geçmişini Hindistan üzerinden yeniden keşfetmesi diyebiliriz

Bunu yaparken aslında hayatı anlatması, size kendinizi sorgulatması da ruhunuza dokunan, felsefi aforizmalarıyla zaman zaman durduran bir hikaye. Ve şöyle başlıyor:

‘Aşk, kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenmem çok uzun sürdü, dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti ama hepsinin özünü bir anda, bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım. Beynimde yankılanan çığlıklar arasında, elim kolum bağlı ve tamamen çaresizken aniden fark ettim, hala özgürdüm. Bana işkence eden adamlardan nefret etmekte ya da onları bağışlamakta özgürdüm. Kulağa pek de önemli bir şey gibi gelmediğini biliyorum. Ama zincirler vücudunuzu keserken ve sahip olduğunuz tek şey bu seçim hakkıyken özgürlük size dünyalar kadar büyük görünüyor. Ve yaptığınız seçim, nefret etme ya da affetme kararı, hayatınızın hikâyesi olabiliyor.’

İşte kitabın bu ilk paragrafı Shantaram’ın hikâyesi…Özgürlüğün, dostluğun, iyiliğin hikâyesi…
Hapisten kaçan bir adamın, Hindistan’a gelmesiyle başlayan yaşam serüvenini bir kenardan, oturup izlemeye bu paragrafla başlıyoruz.

Birçok kültürün, dilin, dinin yaşandığı, sefaletin, yoksulluğun hüküm sürdüğü bir ülkenin özünü öğrenerek ilerliyoruz.

İyiliğin, dünyanın her yerinde tek dil olduğunu bilmek, bu kitapla bir kez daha fark edip sadece onun dilini konuştuğunuz için hayatı pahasına, karşılıksız sevgiyle kocaman gülümsemeleriyle size koşan insanlarla bu kitapta tanışıp hayatımızda var mı böyle insanlar diye düşünürken bulunca onlara bir kez daha sarılıyoruz bu kitap sayesinde.

Ve bittiğinde siz de çok farklı bir insan olmuş oluyorsunuz.

‘Herşey için aç olmak acı çekmektir.Eğer bir şeyler için aç değilsen acı çekmiyorsundur. Bunu herkes bilir

“Dünya, bir milyon kötü adam, on milyon aptal adam ve yüz milyon korkak tarafından yönetilir. Zenginler, politikacılar ve din fanatikleri gibi kötü olanlar güç sahibidir. Onların kararları ile dünya dönmeye ve kıskançlık ile yıkıma gitmeye devam eder.

‘Fakat kendimize söylediğimiz yalanlar geceleyin üzerimize çöken karabasanlar gibidir.

‘Kişilik ve kimlik, bir bakıma insanlarla kurduğumuz ve birbiriyle kesişen ilişkilerimizin haritadaki koordinatları gibidir. Sevdiğimiz insanlar ve onları sevme nedenlerimizle kim olduğumuzu ve ne olduğumuzu tanımlarız.

Bunun gibi daha birçok alıntı yapılabilir, doğru bulursunuz ya da bulmazsınız bu tamamen sizin bakış açınızla ilgili ama en azından biraz da olsa duraksatır sizİ de, dedim ya herşeyden birşey bulabileceğiniz bir kitap SHANTARAM…

OKUNASI, ÖNERİLESİ, HEDİYE EDİLESİ HATTA.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir