1.Koronavirüs

İlk gündemimiz yani aslında 1 senedir sıcacık olan gündemimiz tabi ki KORONAVİRÜS

Kola kutusuna sığacak büyüklükte olan şu şeyler nasıl mahvetti hayatımızı…

Hadi o zaman efsanevi bir giriş yapalım, şöyle başlayalım:

Çin’in Vuhan kentinde 2020 yılında ortaya çıkan ve dünyayı kasıp kavuran..

Dur dur kapatma sayfayı, tabi ki şakaydı.

Eminiz ki bu tarz milyon tane trilyon tane giriş okumuş, üstüne zibilyon tane bilimsel makale duymuş, öğrenmişsinizdir, ama ne biz bilim kuruluyuz ne de profesörüz.

Biz sadece bu süreci yaşayan sizin gibi insanlardan biriyiz. İlk olarak 2020 aralığında duyduğumuzda hastane kapılarında ölen insanlar bizi bir hayli korkutmuş arkadaşlarımıza kolonya dağıtırken bir takım eğlencelere sebep olmuştuk, nitekim o dönemlerde ağır grip atlatan insanların, tanıdıklarımızın ve ortada dolaşan teşhis konulamıyormuş laflarından esinlenerek biz kesin koronaydık yaa atlattık falan filan söylemleriyle ve martta ilk vakanın çıkmasıyla bizi saran telef olma korkusundan günlük 10 bin vakalarda yeter gari, açacaksanız açın canımıza yetti sürecine uzanan bir toplum mental, ekonomik, psikolojik çöküşünün anatomisi aslında.

Martta çıkan vakalardan sonra bir takım ciddi kısıtlamalara maruz kalmış evlere kapanmış, dünya içlere çekilmiş kalpleri elemler sarmıştı.

Sıradan 9-5 rutinimiz sonrasında yenilen yemekler, içilen kahveler, gezilen yerler bir anda uzak olmuş, okullar kapanmış, dünya garip bir distopya halini almıştı, tabi birden popular olan distopik filmler salgın konulu kitaplar diziler bozuk psikolojimizi iyice bozmuştu. Derken evde ekmek yapmayı öğrendik, çoğumuz ailesiyle hiç olmadığı kadar çok vakit geçirdi, ya yakınlaştı ya da daha da uzaklaştı tabi ki tartışmaya açık.

İlk zamanlarda evde olmak çok güzel bissürü kitap okuruz, film izleriz, kendimize zaman ayırırız gibi pozitif yönler bir kaç ay içinde hemen herkesin kabusu oldu.

Haftasonu yasakları ilk çıktığı zaman ki stokçuluk ve istifçilik hallerimiz de gösterdi ki başlı başına bir tüketim toplumuyuz ve gittikçe artan birşey olacak nitekim arttı da bir takım kilolar alındı tabi süreci iyi değerlendirerek bütün zararlı gıdalardan uzaklaşan bilinçli insanlarda birtakım kilolar verdi, kimimiz gün boyu koltukta oturup Netflix tükettik, kimimiz home office çalışıp işlerimizi halledip derslerle veya öğretici materyallerle bir ben daha kattık benliğimize, herkes için olumlu ya da olumsuzlukları olmuşken bu  karantina sürecinin şüphesiz en ağır yanı bu sebeple sevdiklerimizi kaybetmemiz oldu, kaçımız hastalandı, kaçımız iyileşti, kaçımız tutunamadı, ilk zamanlarda dört gözle izlediğimiz incelediğimiz meşhur Turkuaz tabloyu bile kanıksayıp her bir canı rakam olarak görmekten bile vazgeçtik günler geçtikçe.

Ufacık öksürüklerle paranoya haline getirdiğimiz acaba mı sorusuyla maskeli, mesafeli günleri yaz sürecindeki normalleşmelerle taçlandırdıktan sonra kısıtlı kısıtlamalarla devam ederken günler 1 sene geçmişken tam da şu günlerde heyecanla beklediğimiz kararlar geldi ( yani şaka gibi yeniden kafeye gitmek için tv lerde kilitlendik )

Ve en nihayetinde yine bir takım matematik problem gibi önümüze koyulan seçim haritası gibi renkli yerinde karar normalleşme düzeniyle yepyeni bir döneme girdik,

 BAKINIZ-DEV HİZMET

Tabi her şeyi eleştiren bireyler olarak bir garip virüstür ki bu bazı saatlerde ve günlerde bulaşacak olması falan ayrı bir gariplikler gibi eleştirilerimizi de yaptık sabah 7 de kahvaltıya gideceğiz o da ayrı  ama gerçek şu ki 1 saat bile olsa bir yerde sevdiklerimizle oturup kahve içmek için hasta olma riskini  göze alacağız. Çünkü her şeyin sonunda yol sağlığa ve sevdiklerimize çıkıyor. Ama tezatlıkta burada aslında onlar için sağlığımızı, sağlığımız için de onları riske edeceğiz ama zaten mantık aramamak gerek.

Sağlıklı, mutlu, sevdiklerinizle yanyana olacağınız zamanlara…

Önerilen makaleler