Dostluk ve İnanmak Üzerine

dostluk üzerine
Sevgili dost, 

AÇIK MEKTUBUMDUR SANA;
 Bana sorular öğreten dost
 Bir de sen bulmadıkça doğrular yarımdır diyen..
 Kimi gün bir türkü, kimi gün şiirlerle
 Kitaplarla daha çok, giderek kitaplarla
 Sabırlı, içten, yalın
 Örnekler çıkarıp adım adım
 Küçücük bir kentin kapalı hayatından
 Bana dünyaları gösteren dost..
 Telâşını taşıyorum yıllardır
 Konuşurken birbirine vurduğun parmaklarının
 Ve içine yüreğini koyup koyup
 Ak güvercinler gibi ağzından uçurduğun
 O büyülü, sıcak, doğru sözlerinin..
  
  
 Sesini çoğaltıyorum sesler içinde
 Bir tutku gibi geciktikçe büyüyen
 İnancının onurunu taşıyorum yıllardır. 

Böyle anlatmış Şükrü Erbaş dostunu, bende böyle anlatırdım elimde olsaydı seni, dostluğu, sana ve tüm insanlığa.

İnandıklarımı, telaşlarımı, inandıklarını telaşlarını inandıklarımızı ve telaşlarımızı…

Sen diyorum çünkü bunu bana sen öğrettin;  dost olmayı, yokken de bir olmayı, birini içinizde hissedip onun yanında gerçekten kendiniz olabiliyorsanız çok şanslısınız demek. Yani düşünsenize kan bağınız yok ama aileniz gibi hatta bazen daha yakın, sizi sahiplenmiş, anlamış, dinlemiş, yol göstermiş yaşınıza inat beraber çocuk olmuş, yine yaşınıza inat beraber adım adım olgunlaşmışsınız olabildiğine şeffaf olmuş ama o sınırı da hep korumuşsunuz ne der diye düşünmeden yarına taşımışsınız, hep kaybetme korkusu duymuş ama hiç gitmeyeceğini de içten içe bilmişsiniz. Hesapsız, kitapsız, çıkarsız çok güzel bir dostluk büyütmüşsünüz dikenlerini budaya budaya, emek vere vere, biz olmuşsunuz ve sizi siz yapmış daha ötesi olabilir mi?

Bence daha ötesi yok sevgili dost;

Gerçekten ama gerçekten sesini çoğaltıp sesler içinde, inancını ve telaşını taşıyorum yıllardır.

Sevinçlerini, telaşlarını, fevriliklerini, kızgınlığını, kırgınlığını, hüznünü, öfkeni, çocukluğunu, ideallerini, umutlarını ve daha bir sürü şeyi….

Hani sen bana inanmıştın ya ben kendime inanmazken bana sorular sorup dünyaları göstermiştin ya kapalı hayatımdan işte hep yüreğini koyduğun sözlerindendi benim inanmalarım, büyümelerim, başarmaksa bir şeyleri de hep bundandı sendendi öyle bir mucize ki gerçekten ama gerçekten bir tutku gibi büyüyor yıllardır. Anladım ki insan tek başına fiziken var olabiliyor ama bir şeyleri başarması için ya da gerçekten hissedebilmek, yaşamak için insanlar biriktirmeli, tek başına yapılamayacak olan şeyler işte o insanların size inanmalarıyla yanındayım demeleriyle gerçekleşiveriyor birden. Farklı, manevi boyutta bir güçle olmazları olduruveriyorsunuz.

Sevgili dost, işte şimdi biz yine ayrımındayken bir şeylerin, çok yakınken başarmaya bir kez daha, istiyorum ki sende benim sana olan inancımın onurunu taşı, öyle telaşlı ve heyecanlıyım ki senin için bu heyecan ve telaş, tezatlığı gibi dostluğumuzun sana sakinlik ve vakar katsın.

Sen ki birçok insanın hayatına dokunup kendine o insanlarda kocaman yerler edinmişken dertlerini dert mutluluklarını mutluluk edip birçok insanın sahip olamadığı bir şeye sahip olup başaramadıklarını başarmışken büyütmüşken kalbini böylesine, birilerinin mucizesi olmuşken diyemezsin ki yapamayacağım, başaramayacağım, ardında böyle büyük inançlar varken büyümüşken seninkilerle..

O zaman tamamlanan doğrularla yepyeni hayallere, hep birlikte!

Dipnot: Bu sefer bu yazıyı dostum nezdinde dostluğa yazdım çünkü özelleştiremedikçe soyut şeyler genellemelerle anlatılamaz benim nezdimde, eğer sizde okuyup kendinizden, dostluğunuzdan bir parça bulduysanız burada, sıkı sıkı sarılın ona ve ne olursa olsun bırakmayın çünkü her şeyin sonunda koşup geldiğimiz tek yer sevdiklerimiz, ailemiz ve dostlarımızdır.  Sevgiyle, inançla, dostlukla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir