Basit şeyler bile çok pahalı

pahalığılığın suçlusu enflasyon canavarı!

Bakınız ben değil onlar söylüyor, Yedi Numara dizisi karakterleri ki bu dizi 2000-2003 yılları arasında yayınlanmış çok sıcak bir dizidir.

O zamanlardan bu zamana değişmeyen şeylerden biri ahanda bu pahalılık.

Herkesin gençliğinin harap olduğu bir dönem olmuştur, ulusal düzeyde sebep ekonomik krizler ve pahalılık…

Yoksa sebep çocukluktan beri duyduğumuz ENFLASYON CANAVARIII!! Mıııııı?pahalığılığın suçlusu enflasyon canavarı!

Yani şimdi oturup burada analiz yapacak değilim çünkü yapan yapmış zaten ortada çözüm yok ben neden kafamı yorayım sizinkini de neden yorayım zaten benim bilimsel analizimi okumanız için sebep yok bir economist ordinaryüs değilim neticede ama ben halkım halk!

Sizin gibiyim ve şahsi olarak bu durum o kadar yıpratıyor ki içimden geçenleri dile getirmek istiyorum:

Peki ama neden böyle?

Yani tamam capitalist düzen vs falan filan ama bizim avrupadan neyimiz eksik?

Coğrafya filan demeyelim çünkü Hollanda ki bilirsiniz yapay tarım alanlarıyla meşhurdur, olmazları mümkün kılmışlardır.

Ki biz burada cennet gibi bir coğrafyaya haizken ilkokuldan beri jeopolitik konumunun önemini öğrene öğrene büyümüşken coğrafya kaderdir diyemeceğim kusura bakmayın.

Neden biliyor musunuz yani elbette şahsi görüşüm ama liyakatsizlik yüzünden:

Sahi ne demek bu liyakat: Arapça lyk kökünden geliyor layık olma anlamında

Şahsi görüşüm biz layık olamıyoruz hakkını veremiyoruz, bir öğretmenin gidip inşaatta çalışması, parası olanın bilgisi olmadan inşaat yapması gibi bişey. Otomatik portakallar gibi çarkın dişlisini olmaya eyvallah ama bari hakkımızı alalım da herşey çok pahalı olmasın

Bakınız liyakat:

Eğitim: Çalışan kişinin aldığı eğitim, yaptığı işle uyumlu olmalıdır.

Deneyim: Kişinin geçmiş iş deneyimleri, şimdiki görevinde yapacağı işlere dayanak oluşturmalı, daha önceki çalışmalarından öğrendiklerini bu işinde kullanabilmelidir.

Bilgi, Beceri: Kişi hem yapacağı işin gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip, hem de yeni bilgiler edinmek için gelişime açık olmalıdır.

Performans: Çalışan kişinin emeği karşılığında başarılı sonuçlar alabilmesi gerekir.

Kurum Kültürüne Uyum: Kişinin tutum ve davranışları, çalıştığı kurumun kültürüne uygun olmalı, düşünce biçimi kurumsal kültürün gereksinimleriyle çatışma içinde olmamalıdır.

İletişim: Çalışan kişi en azından işinin gerektirdiği düzeyde bir iletişim becerisine sahip olmalıdır.”

Önce bunu sağlamalıyız sonra üretebilmeliyiz, üretebilelim ki kendi kendimize yetelim sonra onu dışarıya da satalım yani ticaret açığını yok etmeliyiz böylece döviz kurları düşmeli..

Peki bu pahalılık ne zamana kadar sürecek?

Sakın yanlış anlamayın bilirkişi değilim daha önce de bahsettiğim gibi sade vatandaş olarak, gördüğüm eksiklik bu sadece çünkü ben pahalılığı artık marketlerde kafelerde, restoranlarda, mağazalarda, biletlerde kısaca sakız hariç her şeyde hissedebiliyorum ve bu durum beni bir miktar üzüyor. Avrupalı Hans gibi lüks arabalara ucuza binmek ucuza yakıt koymak şehir şehir gezmek gayet makul tutara aldığım ultra lüks telefonumla da bunları ölümsüzleştirmek istiyorum ya da sadece markete girince düşünmeden istediğim şeyleri alabilmek istiyorum, uzun tatillere çıkabilmek, bunları istediğim için yıllardır emek veriyorum mesela istemek en doğal hakkım olabilmeli değil mi?

Yani şimdi bunları istemek üstelik olabilitesi varken ayıp mı ve bunları gitmeden doğduğum hayran olduğum memleketimde yapmak istemek yanlış mı?

Oturalım, düşünelim, herkes birşeyi liyakatla yapsa birşey herşey olmaz mı sizce de?

Üretsek, büyütsek, fırsatçılık yapmadan ben değil biz olabilsek yani en azından paraya endeksli mutluluklarımızı biraz olsun yaşayabilsek tabi bunları yaparken kendimize, çevremize, ülkemize faydalı olabilsek, çok şey mi istiyorum?

İşte oldu be kardeşim bak oldu diyebileceğimiz zamanlara kadeh kaldıralım o halde.. !

Yazıya bir şarkı bırak köşesi!

Pahalılıkla ilgili yorumlarını yorumlara bırakabilirsin 🙂

Önerilen makaleler

1 Yorum

  1. Rüçhan çamay’ın da dediği gibi para para parra varlığı bir dert yokluğu yara
    ..
    https://youtu.be/9jlv6zc8L2o

  2. […] Zaten 1984 romanındaki kavramları zıtlaştırmaya algılarımızı bulanıklaştırmaya alıştık, orası çok ayrı ama şimdi biraz da gerçeklerden konuşmamız gerekirse yani bizim gerçeklerimizden bu politik şahsın lüks araç içinde kısa sürede edinilen zenginlikle yapılan şovlardan biri olan pudra şekeri olayı da ki bunu yapıyorsun üstüne birde videoya alıyorsun bundan nasıl bir keyif alabilirler, alkış mı bekliyorlar ya da belki şantaj için kullanmak için çekilmiştir, bilemiyorum, daha çok bu noktaya gelen şahsın ardında mevcut olan şey nedir bununla ilgilenmek isterim ki daha önce bahsettiğim noktaya geleceğim aslında: Liyakatsizlik. […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir